García Moreno

 

Oradan geldi zorba.

García Moreno’ydu adı.

Eldivenli çakal, papaz odasının

sabırlı yarasasıdır O,

kül ve acı toplar

ipek şapkasında

ve akıtır pençeleriyle

kanını Ekvator ırmaklarının.

 

O güzelim rugan ayakkabılara

çakılmış küçücük ayaklarıyla

dans ediyor suçun tam ortasında,

istavroz çıkarırken ve balmumu sürünürken

sunağın önündeki merdivenlerde,

paltosunun etekleri bulanmış

resmi geçitlerin kutsal suyuna

yeni kurşuna dizilmişleri sürüklüyor arkasından,

parçalıyor ölülerin bağırlarını,

onların kaçan kemiklerini tabutlara doğru

yönlendiriyor, tüylere bürünmüş

büyücünün elbisesini giyinmiş.

 

Ölçüsüzce akıyor kan

yerlilerin köylüklerinde, hüküm sürüyor korku

bütün caddelerde ve karanlık yerlerde

(yankılanan ve gecede çağlayan kaygı

yaşıyor çanların altında),

ve Quito’nun üzerinde ağır basıyor

manastırların kalın duvarları,

yalçın, dokunulmaz, mühürlenmiş.

Her şey uyuyor kornişlerdeki

oksitlenmiş altından çiçek süsleriyle,

asılı duran takdis edilmiş

merteklerinde uyuyor melekler,

her şey uyuyor papazsı

bir dokumada, her şey acı çekiyor

zar gibi gecenin altında.

 

Fakat uyumuyor zulüm.

Beyaz bıyıklı zulüm

dolaşıyor eldivenleriyle ve pençeleriyle

ve şişe geçiriyor karanlık yürekleri

gücün parmaklıklarında.

Bir gün ışık bir hançer gibi

sızana dek saraya,

açılır yelek ve bırakır bir şimşeği

lekesiz gömleğe.

 

Böyle terk etti García Moreno

bir kez daha sarayı

aceleyle mezarları teftişi,

gayretli bir cenaze levazımatçısıydı,

fakat bu sefer yuvarlandı ta

katliamın dibine, tutuldu

o rutubetli morgda

isimsiz kurbanlarının arasında.

 

[“Evrensel Şarkı”nın beşinci bölümü “Aldatılmış Kum”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy