Ekvator

 

Tungagua’dan fışkırır kızıl petrol,

Sangay döker akışkan balı

karın üstüne,

İmbabura fırlatır yücelerinden

karla kaplı kiliseleri

balığı ve bitkileri,

ulaşılmaz sonsuzlukların

sert daldan ürününü,

ve ıssız tarlalara dek, bakırın ayını,

gıcırdayan binayı,

bırakırsın yara izlerin düşsün

damarlar gibi Antisana’nın üzerine,

Pumachaca’nın kıvrımlı yalnızlığında,

Pambamarca’nın kükürt ekşisi bayramında,

volkan ve ay, soğuk ve kuvars,

buz soğuğu alevler, felaketin

süren içgüdüsü, buharlaşan

ve fırtınayla kamçılanan miras.

 

Ekvator, Ekvator, var olmayan bir yıldızdan

menekşenin çektiği, süsenleşen halkın

meyvelerden sonsuz bir deriyle kapladığısın,

aldatmasıyla bir tur daha atıyor ölüm,

fakir köylüklerde alazlanıyor humma,

açlık bir pulluktur

toprağa geçmiş keskin dişleriyle,

ve merhamet çarpıyor göğsüne

güvenilmez kotraları ve manastırları

gözyaşlarının mayalanma süreciyle

yıkanmış bir hastalık gibi.

 

[“Evrensel Şarkı”nın beşinci bölümü “Aldatılmış Kum”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy