Cortés

Cortés’in halkı yok, soğuk bir şimşek
ve ölü bir yürek zırhındaki.
”Bereketli ülkeler, Efendim ve Kralım benim,
altının yerli ellerle yığıldığı tapınaklar”

Derin kama sokması ve kamçı vurmalarla
ilerliyor O,
ovalar ve mis kokulu sekici sıradağların üzerinden.
Orkideler ve çamın tepelerinde tuttuğu savaşçılarına
emir vererek,
çiğniyor yaseminleri ayakları altında
ta Tlaxcalas’ın kapılarına dek.

(Dehşete düşmüş birader, etmeyin dosta
bu gül kızılı baskını,
devletimizin kökü olan yosundan
konuşuyorum sana,
yarın kan yağacak gökten,
gözyaşları, sisler, buhar ve
ırmaklar oluşturabilecek,
ta ki gözlerin eriyinceye dek).

Cortés bir güvercini kabul ediyor armağan olarak,
bir sülünü kabul ediyor, bir sitar alıyor
kralın çalgıcılarından,
ama hazine odasını arzuluyor gönlü,
daha çok istiyor ve her şey
düşüyor açgözlülerin tabutlarına.
Kral görünüyor balkonda:
“O, kardeşimdir benim” diyor.
Halkın taşı vızıltıyla geçiyor yanıt olarak,
ve bileyliyor hançerlerini Cortés
aldatılmış öpücüklerin üstünde.
Geri dönüyor Tlaxcala’ya, rüzgâr
acıların tok sesini getirdi buraya.

[“Evrensel Şarkı”nın üçüncü bölümü “Kaşifler”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy