Yunanistan

 

(Bu zamanda akıyor

şimdi Yunan kanı). Tekrar uyanıyorlar

dağların yücelerinde.

 

Bir yalnız çaydır

tozla taşların arasında:

Çobanlar çiğner kanını

başka çobanların:

Bir yalnız ince

iptir akan

dağlardan denize doğru,

her şeyi bilen ve şarkı söyleyen denize doğru).

 

… Çevir gözlerini kendi toprağına, kendi denizine,

güneyin suları ve kar yığınları üzerindeki

ışığa bak, güneş oluşturuyor üzümleri,

parıldıyor çöl, Şili’nin denizi yükseliyor

kırbaçlanmış çizgisiyle…

 

Lota’da bulunur derin

kömür madenleri: Soğuk bir limandır

o haşin, güney kışında, yağmur sürekli

şiddetli yağar çatıların üstüne

ve martı kanatlarının sis rengi üstüne,

ve o karanlık denizin altında kazar

ve kazar adam o siyah galerisinde.

İnsanın hayatı kömür gibi

karanlıktır, paçavralar içindedir gece,

berbattır ekmek, katıdır gün.

 

Ulaştım dünya hakkındaki bilgiye

fakat hiçbir zaman yollarda

ya da şehirlerde, hiç görmedim

insanlara bundan daha kötü davranıldığını.

On iki kişi uyuyor aynı odada.

Adsız artıklardan yapılmış

evlerin çatıları:

Teneke levhalardan, taştan,

kartondan ya da ıslak kâğıttan.

O soğuk mevsimin yapış yapış

havası tutturuyor çocuklarla köpekleri birbirine

birazcık alabilmek için yoksul

hayatın ateşini, ki o hayattan

yeniden doğsun diye açlık ve karanlık.

 

[“Evrensel Şarkı”nın beşinci bölümü “Aldatılmış Kum”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy