Suçluyorum

 

O zaman suçlamıştım O’nu

umudu boğanı,

bütün Amerika boyunca haykırdım

ve attım onun adını utancın

mağarasına.

O zaman beni sorumlu tutmuşlardı

suçlardan ötürü, satılmışların

ve işe alınmışların sürüsü:

“Hükümetin sekreterleri”,

polisler, yazmışlardı

katranla benim hakkımdaki

hakaretlerini, fakat hainler

yazdıklarında büyük harflerle

adımı, gördü duvarlar

ve sildi gece

sayısız elleriyle,

halkın ve gecenin elleriyle

sildiler boşuna şarkımın üzerine

bulaştırmaya çalıştıkları bu rezaleti.

 

Sonra gece geldiler

evimi yakmak için (ateş biliyor şimdi

onları gönderenin adını)

ve bütün yargıçlar birleşti

beni yargılamak için, aradılar beni

çarmıha germek için sözcüklerimi

ve bu gerçekleri cezalandırmak için.

 

Şili’nin sıradağlarını

kapattılar yurtdışına çıkmayayım,

ve Şili’de ne olup bittiğini anlatmayayım diye,

ve kabul etmek ve korumak için beni

açtığında Meksika kapılarını,

o zavallı şair Torres Bodet,

hiddetli gardiyanlara

teslim edilmemi emretti.

 

Fakat yaşıyor sözcüklerim

ve suçluyor özgür yüreğim.

 

Neler oluyor, neler oluyor? Pisagua’nın

gecesinde, hapiste, zincirler arasında,

sessizlikte, onuru kırılmış anayurdumda,

bu kötücül yılda, kör farelerin yılında,

bu gazabın ve hıncın kötücül yılında,

neler oluyor diye soruyorsun, soruyor musun bana?

 

[“Evrensel Şarkı”nın beşinci bölümü “Aldatılmış Kum”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy