Sonsuzluk

 
Yeni kurumuş bir toprak için yazıyorum, henüz

taze daha çiçeklerden, çiçek tozundan ve harçtan,

beyaz kubbelerinin yuvarlak boşluklarını temiz kara karşı

tekrarlayan birkaç krater için yazıyorum,

ifade ediyorum kendimi uçurumdan yeni yükselmiş

demir grisi dumanın beraberinde getirdiği şey gibi,

herhangi bir adı olmayan fakat yalnızca yosunun küçük çanını,

terli erciklerini ya da kısrakların alazlandığı

o sert çalılıkları tanıyan bölgeler için konuşuyorum.

 

Nereliyim ben, bu özgün, mavi özlerden değil mi

birbirinin içinden süzülen, kabaran

ya da bastıran birbirlerini,

yayılan gürültüyle ya da uykuda akan,

ya da tırmanan havaya ve ağacın iskelesini oluşturan,

ya da toprağa batan ve bakırın hücresini bağlayan,

ya da kızgınlaşan ırmakların dallarında ya da yiten

kömürün gömülü soyunda ya da parıldayan

üzümün yeşil karanlığında?

 

Irmaklar gibi uyuyorum ben geceleri, dur duraksız

çağıldayarak, bir şeyleri kırarak, ve ben

hızlandırıyorum yüzen gecede, kaldırıyorum saatleri

ışığa doğru, yokluyorum gizemli

resimleri, kirecin uzaklaştırdığı gibi, bronzun arasından kalkıyorum

disiplinli şelalelere doğru, ve

suyun yollarından birinde değiyorum sadece

doğmamış gülün sunduğu şeye, batık yarıküreye.

Dünya solgun göz kapaklarından bir katedraldir,

sonsuzca birleşmiş ve toplanmış

bölümlerden oluşan bir lodos gibi, bir kubbenin tuzunda,

bağışlanmış sonbaharın sonsuz renklerinde.

Sizde yok, asla dokunmadınız yollarda

çıplak sarkıtın sunduğu şeye,

buz soğuğu fenerler arasındaki eğlenceye,

siyah yaprakların dehşetengiz soğuğuna,

benimle birlikte dalmadınız

toprağın saklı tuttuğu liflerin içine,

tekrar doğmadınız ölülerden,

mısırdan mısıra, tuzun basamaklarından,

çiyin taçları

yeniden örtünmüş açılmış bir gülle,

sizler yaşayamazsınız ölü olarak dolaşmadan

mutluluğun yıpranmış giysisinde.

 

Fakat ben metalik ışınımın çemberiyim, gökyüzüne

zincirlenmiş yüzüğüm ben, bulutlara ve ülkelere,

dokunan dökülen ve cılızlaşan sulara

ve yeniden karşı koyan zamanın sonsuz kaosuna.

 

[“Evrensel Şarkı”nın yedinci bölümü “Şili’nin Evrensel Şarkısı”ndan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy