Soğuk Gökler

Terk edilmiş dünya kuytulukları! Yangın parıltısı
ve hiddetli dikenlerin elektrik mavi
tabaka oluşturduğu kızgın çizgi.
Taş, bakır iğnelerle
dövülmüş durmuş, somut sessizlikten
anayollar, taşın tuzuna
batmış dallar.

Buradayım ben, buradayım,
bir insan ağzı, fincan ya da kalça gibi
bırakılmış durdurulmuş bir zamanın soluk dehlizine,
kıstırılmış suyun ana hapishanesi,
biçilmiş ağaç, bedensel çiçek,
sağır ve kaba kumdan başka bir şey olmayan.
Benim anayurdum, dünyevi ve kör
kumda filizlenen bir diken gibi, sana benim bütün
ruhumun temeli, sana benim kanımın
sonsuz göz kapağı, eve döndüğümde
yaban gelinciklerden oluşan öğünüm senin için.
Sun bana geceleri, dünya bitkilerinin arasında,
bayrağında çiyle birlikte uyuyan o ürkek gül,
sun bana aydan ve topraktan ekmeğini, senin
korkunç, karanlık kanınla lekelenmiş:
Kumdan ışığın altında
bulunmaz hiçbir ölü, sadece büyük dolaşımı tuzun,
gizemli, ölü metalden mavi dallar.

[“Evrensel Şarkı”nın yedinci bölümü “Şili’nin Evrensel Şarkısı”ndan]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy