Lima’daki Resmi Geçit (1947)

 

Omuzlarında aziz ikonalarıyla

sayısızdılar, dut renkli fosfor parıltısında

bir nehir ağzı gibiydi

kalabalık

bu büyük insan topluluğu.

 

Fırladılar ve dans ettiler

kasvetli küçük davullarla

ve yemek kokularına karışan

törensi, kesintisiz bir mırıltıyla.

Menekşe yelekler, menekşe

ayakkabılar ve şapkalar

doldurdu caddeleri mor lekelerle

katedralin anlamsız camlarına

dökülen irin dolu

hastalıklı bir ırmak gibi.

Tütsü gibi, anlatılamaz

kasvetli bir şey, çıbanların sonsuzca

yığılması gibi,

yaraladı gözleri, kaynaştılar birlikte

doluşan insan ırmağından

yayılan kösnül alazlarla.

 

Şişman toprak sahibinin

terlediğini gördüm tören gömleğinde

ve kutsal spermanın büyük damlalarını

ellerinde ovuşturduğunu.

 

Çorak dağların

sefil solucanını gördüm,

içki maşrapasında kaybolmuş yüzüyle

yerliyi, uysal lamaların

çobanını, papaz odalarının

huysuz kızlarını,

mavi, aç yüzleriyle

köy öğretmenlerini.

Erguvan kızılı tunik giyinmiş

uyuşturulmuş dansözler gibi

görünmeyen trampetleri

teperek geçti zenciler.

Bütün Peru yaralandı

göğsünden ve bakakaldı

gök mavisi ve gül pembesi

süslü püslü kadının anıtına

yöneldi bütün başlar,

titreşerek geçti şekerlemeden gemisinde

ağır terden havada.

 

[“Evrensel Şarkı”nın beşinci bölümü “Aldatılmış Kum”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy