Kıyımlar

Ne ki saklandı kan o zaman
altında köklerin, suyla yıkayıp yok ettiler
ve inkar ettiler kanı
(çok uzun zaman önceydi bu),
Güney’in yağmuru yıkayıp yok etti kanı topraktan
(çok çok uzağa götürdü kanı),
güherçile yedi bitirdi kanı bozkırda
ve halkın ölümü her zaman nasıl ise öyleydi:
Sanki kimse ölmedi, hiç kimse,
sanki kayaydı düşen toprağa
ya da suydu düşen suya.

Taşla ezildikleri ya da yakıldıkları
Kuzey’den Güney’e dek
gömüldü ölüler karanlıkta
ya da yakıldı geceleyin göze çarpmadan,
bir çukurda yığıldı külleri
ya da atıldı dalgalara:
Kimse bilmiyor nerede olduklarını şimdi,
yok onların mezarları, işkence edilmiş parmakları
ve kurşunlardan parçalanmış yürekleri
dağılmış dört bir yana
memleketin kökleri arasında:
Şilililerin gülüşü
bozkırın yiğit erkekleri,
sessizliğin kaptanları.
Kimse bilmiyor bu bedenleri
katillerin nereye gömdüğünü,
ama topraktan doğrulacaklar yeniden
ve dökülen kanın hesabını soracaklar
halkın diriliş gününde.

Bu suç bulvarın tam ortasında işlendi.

Ne bir çalı gizleyebildi ne de bozkırın kumu içebildi
halkın temiz kanını.

Kimse örtbas edemedi bu suçu.

Bu suç bulvarın tam ortasında işlenmişti.

[“Evrensel Şarkı”nın beşinci bölümü “Aldatılmış Kum”dan]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy