Juvencio Valle

 

Juvencio, kimse tanımıyor Boroa ormanının gizini

senin ve benim gibi: Kimse

bilmiyor üzerinde fındık çalısı ışığının uyandığı

kırmızı topraktan bazı patikaları.

Kulak vermezlerken insanlar bizlere bilmiyorlar

ağaçlara ve çinko damlara yağan yağmuru duyduğumuzu

ve hâlâ sevdiğimizi telgrafçı kızı.

O’dur, o kızdır ey

kış lokomotiflerinin taşrada

boğulan çığlığı gibi bildiğimiz.

Sen yalnız, sen suskun,

daldın içine yağmurun ezdiği kokunun içine,

bitki örtüsünün altın rahatını teşvik etmiştin,

yasemini filizlenmeden koparmıştın.

Sergiliklerin önündeki o avuntusuz çamur,

ağır at arabalarıyla yoğrulmuş çamur

bazı acıların kara balçığı gibi,

orada yatıyor, kim biliyor senin gibi, yayılmış

o muhteşem ilkbahardan sonra.

Başka hazinelerin gizini de biliyoruz bizler:

Kızıl diller ve taşlar gibi

toprağı örten yapraklar, aşınmış dümdüz olmuş

akıntıdan, ırmakların taşları.

 

[“Evrensel Şarkı”nın yedinci bölümü “Şili’nin Evrensel Şarkısı”ndan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy