Doların Avukatları

 

Amerikan cehennem, gündelik ekmeğimiz bizim,

yunmuş zehirde, başka bir ses

duyulur senin vefasız ateşinde:

Yabancı şirketin

Kreol avukatıdır bu.

 

Kendi anayurdunda köleliğin zincirini

yapan odur,

küçümseyişlerle dolaşıyor

genel müdürlerin sınıfında

ve hor görerek bakıyor

yıpranmış bayraklarımıza.

 

New York’tan geldiklerinde,

o emperyalist keşif kolları,

mühendisler, istatistikçiler,

arazi ölçümcüsü, uzmanlar,

ve değer biçtiklerinde fethedilmiş topraklara,

kalaya, petrole, muza,

güherçileye, bakıra, mangana,

şekere, demire, kauçuğa, toprağa,

o zaman sarı gülüşlü

kasvetli bir cüceye benzer

ve verir itaatkâr öğüdünü:

 

Bu yerlilere fazla para vermeye

gerek yok, aptalca

olur, sayın Baylar, bu maaşları

yükseltmek. Akıllıca olmaz.

Bu proleterler, bu yarı yerli kanı taşıyanlar

sadece sarhoş olmayı bilirler

bu kadar çok parayla. Hayır, Tanrı aşkına.

Bunlar ilkeldirler, daha fazla değil

vahşi hayvanlardan, çok iyi tanıyorum onları.

Çok fazla para vermeyin onlara.

 

Evlatlık alıyorlar onu ve üniforma giydiriyorlar ona.

Tıpkı bir gringo gibi giyiniyor,

bir gringo gibi tükürüyor. Bir gringo gibi

dans ediyor ve terfi ediyor.

 

Arabası ve viskisi var, gazete sahibi,

yargıç ve milletvekili yapıyorlar O’nu,

nişanlarla süslüyorlar O’nu, bakan yapıyorlar,

ve Hükümet’te dinliyorlar söylediklerini.

Tanıyor rüşvet alacakları,

tanıyor rüşvet almışları,

yalıyor tükürükleri, rüşvet veriyor, dağıtıyor madalyaları,

pohpohluyor, gülümsüyor ve tehdit ediyor.

Ve işte böyle boşaltılıyor limanlar arasından

kanayan cumhuriyetler.

 

Nerede oturuyor, diye soruyorsunuz,

bu mikrop, bu avukat,

pisliğin bu ekşi mayası,

kanımızda semiren

bu haşin, kana susamış bit?

Güney’de, ekvator bölgesinde yaşıyor

Brezilya’da,

fakat onun meskeni aynı zamanda

Amerika’nın merkezi kuşaklarıdır.

 

Chuquicamatas’da yalçın tepelerde

bulabilirsiniz onu.

Zenginliklerin kokusu peşinde tırmanıyor

dağlarda, geçiyor uçurumları

fermanlarıyla yasa kitabının

çalmak için topraklarımızı.

Puerto Limón’da bulabilirsiniz onu,

kardeşlerimizi zindanlara attıkları

Ciudad Trujillo’da, İquique’de,

Caracas’da, Maracaibo’da,

Antofagasta’da, Honduras’da,

suçlarken yurttaşlarını,

yağmalarken toprak işçilerini, girip çıkarken,

yargıçların ve toprak ağalarının yanına,

basını satın alırken ve yöneltirken

polisi, copu ve tüfeği

artık unutmuş olduğu ailesine karşı.

 

Smokin giyinmiş

mağrur yürüyor resepsiyonlarda

ve açılışını yapıyor anıtların

şu basmakalıp sözlerle: Baylar,

Yurdumuz hayatımızdan önemlidir,

çünkü anamızdır bizim, toprağımızdır,

düzeni savunalım, inşa edelim

yeni cezaevleri, yeni kodesler.

 

Ve ölüyor çok şereflice, vatansever

senatör, üstün aristokrat,

Papa’nın madalya taktığı,

anlı şanlı, şansın kendisine güldüğü kişi,

korkunç kişi, bakır cevherinde

ve ekmekte gömülmüş elleriyle

o katı, o derin toprakta,

ölüyor harap ve unutulmuş olarak,

tabutlarına hızla konulanlar

bizim ölülerimizin trajik soyu:
Bir isim, haçta bir sayı,

rüzgârın titrettiği, kahramanların

adlarının baş harfleri bile silinip gitmiş.

 

[“Evrensel Şarkı”nın beşinci bölümü “Aldatılmış Kum”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy