Dokuma Tezgâhları

 

Biliyorsunuz ovaların üzerinde

karın uyandığını, ya da daha doğrusu

Güney’in karanlık ilkbaharıdır, bu siyah kuşların

göğüslerindeki bir damla kanla

titredikleri görülür, kanatlarını açan

sis muazzam bir kıştan, sıradağlardan

ve bakırdan ağırlığı altında direktir.

Ve dokuma tezgâhları iplik iplik uğraşırken

çiçeği tekrar yaratmaya, yükseltti tüyü

o kızıl imparatorluğa, mavi

ve safran sarısıyla dokunmuş, ateşin

yağı ve onun sarı hükümdarlığı,

o menekşe şimşeğin ağacı,

kertenkelenin yeşil kumu.

Halkımın dokuma tezgâhlarındaki elleri,

derinde eksik olan yıldız tüyünü

tek tek işleyen o yoksul eller,

kasvetli renklerden Anayurt,

lif lif dolduruyor gökyüzünün yerini

insanlar aşk ve dörtnallar hakkında

şarkı söyleyebilsin diye, ateşe sürsün diye mısırı.

 

[“Evrensel Şarkı”nın yedinci bölümü “Şili’nin Evrensel Şarkısı”ndan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy