Anaconda Copper Mining Company

 

Dolambaçlı yılanların adları,

o doymaz yutak, yeşil canavarlar

dorukların izdihamında

ülkemin incelmiş

eyerinde, o sert,

topraktan çıkarılmış ayın altında

açıyorsun sen minarelin ışıklı

kraterlerini, granitin

çakılında gömülmüş,

bakırın kızoğlankız galerilerini.

 

Chuquicamata’nın sonsuz gecesinde,

yüceliklerinde dağların, gördüm

kurbanlıkların odun ateşini,

kendi bakır kubbelerinin altında

çizerken gövdesini,

Şilililerin ellerini ve ağırlığını

ve belini yiyip tüketen kiklopun

çökerten şangırtısı,

döküyordu onların sıcak kanını,

eziyordu iskeletlerini

ve savuruyordu avuntusuz,

ıssız dağlara.

 

Yankı yapıyor hava patlatılmış

tepelerinde Chuquicamata’nın.

Yeraltı dehlizlerinde eziyor

küçücük insan elleri

gezegenin direncini,

kanyonların kükürt kuşu

titriyor, başkaldırıyor

metalin demir grisi soğukluğu

utangaç yara izleriyle,

ve sirenler uluduğunda

yutuyor toprak küçücük

insanların akıntısını

düşerken onlar

kraterin çene kemikleri arasından.

 

Küçük kaptanlardır onlar,

benim yeğenlerim, oğullarım,

ve boşalttıklarında külçeleri

denize doğru ve kuruladıklarında

alınlarını ve titrediklerinde

ateşli ürperişlerle dönerler geriye,

o zaman o büyük yılan yer onları,

parçalar ve öğütür onları,

kaplar iğrenç köpükle,

savurur yollara,

bırakır polisler öldürsün onları,

bırakır Pisagua’da çürüsün diye,

hapse atar onları, tükürür onlara,

kendilerini aşağılayacak ve kovalayacak

hain bir Devlet Başkanı satın alır onları,

açlıktan ölmeye bırakır onları

kumun sonsuz ovalarında.

 

Ve cehennem yokuşlarda bulunur

birçok çarpık haç,

dağ işçisi o halkın ağacında bulunan

tek tahtadır o.

 

[“Evrensel Şarkı”nın beşinci bölümü “Aldatılmış Kum”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy