Yol Arkadaşları

 

Sonra geldim başkente, sisle ve yağmurla sersemce doymuş.

Hangi tür sokaklardı bunlar?

Yıl 1921, elbiseler dolup taşıyordu sokaklarda

bunaltıcı dumanında kahvenin, gazın ve tuğlanın.

 

Öğrencilerin arasında dolaşıyordum, anlamadan,

bendeki duvarları güçlendiriyordum ve arıyordum

her akşam zavallı şiirimde

kaybolmuş dalları, damlaları ve o ayı.

Şiirin dibinde arıyordum, her akşam dalıyordum

şiirin  suyuna, sarılıyordum

belirsiz içgüdülere, terk edilmiş bir denizin fırtına martılarına,

sarılıyordum gözlerimi kapatmama

ve kendi özümde batmama.

Karanlıklar mıydı, yoksa sadece

yeraltının gizli ve nemli yaprakları mıydı?

Hangi yaralı maddeden kayıp gitmişti ölüm,

kollarıma ve bacaklarıma dokunmuştu,

gülüşümü yönlendirmişti

ve kazmıştı caddelerde mutsuz bir kuyuyu.

 

Yaşamak için dışarı çıktım: Büyüdüm ve pekiştim

sefil sokaklarda dolandım durdum,

merhamet beslemeden, çılgınlığın sınırlarında

şarkı söyleyerek. Duvarlarda attı boyası yüzlerin:

Işığı görmeyen gözler, bir suç gibi aydınlattı

eğilen sular, yalnız bir küstahlığın

mirası gibi, mağaralar

yok edilmiş yüreklerle dolu.

Onlarla dolaştım durdum: Sadece onların korosunda

tanıyabildi sesim doğduğu yalnızlıkları.

 

İnsan olmak için daldım içeri,

alevlerin içerisinde şarkı söyleyerek – gece arkadaşlarının

hoş geldin karşılamalarıyla,

benimle birlikte meyhanelerde şarkı söylemişlerdi

ve bana sempatiden daha fazlasını göstermişlerdi

onların düşmansı ellerinin koruduğu birden fazla ilkbahar vardı

tek bir ateş, düşmüş varoşların

gerçek filizi.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on beşinci bölümü “Ben”den]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy