Vasiyet (II)

 

Bırakıyorum eski kitaplarımı, toplanmışlar

dünyanın her bir köşesinde, o görkemli baskılarına

tapınılmış kitaplarımı,

Amerika’nın yeni şairlerine,

onlara, kabaca durdurulmuş dokuma tezgahında

yarının manifestosunu dokuyacaklara.

 

Ölmüş oduncunun ve maden işçisinin kaba yumrukları

dolaşık katedrali, bölünmüş mısır filizini

ve çayırlıklarımızı çeviren telleri temizleyecek

sayısız hayat oluştururken

doğmuş olacaklar.

Önceki cehennemlerde titresinler,

elmasları parçalayanlar, ve mısır tohumundan oluşan

şarkı dünyasını savunsunlar,

şehadet ağacından doğanları.

 

Zorbaların kemikleri üzerinden, ihanete uğramış

mirasımızdan çok ötelerde, yalnız yürüyen halkın

üstündeki özgür mekânında,

yazacaklar hikâyesini

uzun ve utku dolu acıların.

Sevsinler onlar da benim sevdiğim gibi. Manrique’imi,

Góngora’mı, Garcilaso’mu, Quevedo’mu:

Dev nöbet yerleriydi onlar, platinden

zırhlar ve bana direnci öğreten

kar beyazı şeffaflık.

Tıpkı benim Lautrémont’um gibi

arasınlar kaygının veba evlerinde ağıtları.

Mayakovski’nin yanında görsünler

nasıl yükseldiğini yıldızın

ve onların ışıltısından nasıl doğduğunu başakların.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on beşinci bölümü “Ben”den]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy