Suaygırı

Geniş sırtlı suaygırı
Çamurda dinlendirir karnını;
Yıkılmaz görünse de
Etten ve kandan ibarettir sadece.

Etle kan zayıftır ve kolay incinir,
Sinir şokuna maruz kalabilir;
Gerçek Kilise asla yıkılmaz ama
Değil mi ki temeli bir kaya.

Yapabilir aygırın dermansız adımları hata
Maddi amaçlar hususunda,
Toplarken hisseleri ihtiyacı yoktur asla
Gerçek Kilise’nin heyecana.

Aygır erişemez asla
Mango ağacındaki mangoya;
Fakat denizler ötesindeki nar taneleri
Ve şeftali serinletir Kilise’yi.

Çiftleşme zamanı duyulur
Aygırın sesi, garip ve boğuktur,
Fakat sevinç her hafta duyulur,
Tanrı’yla Kilise bir olur.

Suaygırının günleri
Uykuda geçer; avlanır geceleri;
Akıl sır ermez Tanrı’nın işine –
Aynı anda hem uyur hem beslenir Kilise.

Gördüm aygırın kanatlandığını
Islak savanalardan yükseldiğini,
Ve etrafındaki melek korosu söylüyordu şarkıyı,
Yüksek sesli bir ilâhiyi, överek Tanrı’yı.

Kuzu’nun Kanı temizleyecek onu
Ve cennetsi kollar kucaklayacak onu,
Azizler arasında görüldüğünde
Altın bir arp olacak elinde.

Kar gibi bembeyaz yıkanacak,
Şehit bakireler konduracak öpüşleri alnına,
O eski kirli duman içinde sarmalanmış kalacak
Gerçek Kilise aşağıda.

T.S. Eliot (1888-1965)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy