Söylenmeli Adları

 

Yazı yazarken kınıyor beni sol elim.

Diyor ki: Neden anıyorsun onların adını? Nedir onlar?

Anlamı nedir onların?

Neden bırakmıyorsun kalsınlar anonim olarak

kış çamurlarında, atların işediği o çamurlarda?

Ve cevap veriyor sağ elim: “Kapıları çalmak için

doğmuşum ben, kavramak için kavgaları,

o zehirli örümceğin asalaklaştığı

en son tenha gölgeleri yakmak için”.

Söylenmeli adları. Anayurt, sen vermedin bana

senin şebboylarında ve köpüğünde

senin adını söylemenin o nefis ayrıcalığını sadece,

bana sözcükleri vermedin sen, anayurt, sadece altından,

çiçektozlarından, rayihadan adlarla çağırmak için seni,

emreden siyah yelenden düşen

çiyden damlalar seçmek için:

Senin karnında kımıl kımıl bu soluk solucanların adlarını

söylemek için gereken heceleri

bana sütle ve etle verdin,

senin kanına eziyet edenleri ve hayatını yağmalayanları.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on üçüncü bölümü “Karanlıktaki Anayurduma Yeni Yıl İlahisi”nden]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy