Söyle lanetlenmiş, nedir elinden gelen rüzgâra karşı?
Nedir elinden gelen, ey lanetlenmiş,
çiçeklenip filizlenene karşı,
sessizce ve tetikte beni bekleyen ve seni kınayana karşı?
Ey lanetlenmiş, satın aldığın her şey
ihanetinin salkımında sallanır,
ve sürekli yıkamak zorundasın onu parayla.
Ey lanetlenmiş, gönderebilirsin sürgüne,
tutuklayabilirsin ya da işkence edebilirsin
ve tezelden ödeyip
satın alabilirsin pişmanlıkları,
ne ki rahat bir uyku yok sana
kısa namlulu tüfeklerinle çevrilmiş olsan da
ben anayurdumun bağrında
bir sığınmacı olarak yaşadıkça!

Ne de acıklı senin küçük ve uçucu
utkun! Aragon, Ehrenburg,
Eluard, Paris şairleri,
yürekli yazarları Venezuella’nın
ve diğerleri,
başkaları
ve daha da başkaları benimleyken,
sen lanetlenmiş olansın
Escanilla’yla Cuevas arasında,
Peluchoneaux ile Poblete arasında!
Halkımla yükselmiş merdivenlerde
halkım tarafından saklanmış derin mahzenlerde,
memleketimin toprağında ve onun güvercin kanatlarında
uyurum ben, düşlerim ben, altını üstüne getiririm tezgahların.

[“Evrensel Şarkı”nın onuncu bölümü “Sığınmacı (1948)”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy