Seviyorum barındırdığın her şeyi, Valparaiso,
Parlattığın her şeyi, ey okyanussu gelin,

daha da uzun senin kasvetli halenin vardığı yerde.
Seviyorum denizin gecesinde denizci için
fırlattığın şiddetli ışığını,
değil mi ki aydınlatıcı ve çıplaksın sen
– portakal çiçeği gülüm benim -,
ateş ve sissin.
İzin verme kimseye benden başka,
seni savunmaya ya da kızgın çekiciyle
sevdiğim şeyleri kırmaya gelenin yaklaşmasına,
ne de senin yayılmış çiy’den elyapılarının
arasındaki sesimden başka kimseye,
denizin tuzlu analığının
seni öptüğü basamakların üstünde,
benim dudaklarımdan başkasına izin verme
dorukların havasındaki yüksekliklerde
senin soğuk Siren tacına doğru,
benim okyanussu sevgilim, Valparaiso,
bütün dünya kıyılarının kraliçesi,
dalgaların ve teknelerin gerçek amacı,
sen ey içimde ay ya da korunun içindeki
rüzgârın yönü gibi.
Seviyorum senin suçlu sokaklarını
dağların üzerindeki ay hançerini
ve bulvarlarındaki izinli denizcilerin
ilkbaharın mavisini giymelerini.

Anla bunu, rica ederim, limanım,
iyi de olsa kötü de olsa
sana yazmaya hakkım var,
çünkü kırık şişeleri aydınlatan

acımasız lambalar gibiyim.

[“Evrensel Şarkı”nın onuncu bölümü “Sığınmacı (1948)”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy