Savaş (1936)

 

Uykuyla kundaklanmış, İspanya, uyanmaktasın

başaklı bir yele gibi,

gördüm senin çiçek açışını, belki alıç dikeniyle

karanlık arasında, sen ey köylü kadın,

makilerle dağlar arasında gezinen

ve açık damarlarla havada dolaşan.

Fakat gördüğüm zaman seni sokak köşelerinde

ırzına geçmişti kaşarlanmış haydutlar. Maskeli dolaşıyorlardı

engerekten yapılmış haçlarıyla

ve ölümün buz soğuğu bataklığına gömmüşlerdi ayaklarını.

Gördüğümde derinin dikenlerle soyulduğunu,

bedenin ezilmiş yatıyordu, dünyasız,

kavganın kanlı meydanında boylu boyunca,

delik deşik edilmiş, ölüm mücadelesinde kaskatı.

Ta bugüne kadar akıyor kayalıklarından sular

hapishanelere, ve sen taşıyorsun

dikenden tacını sessizlikle:

Göreceğiz en uzun kim dayanacak, senin acıların mı

seni umursamadan geçip giden yüzler mi yoksa.

Senin tüfeklerinin şafağıyla yaşadım ben

ve istiyorum ki halk ve barut

yeniden sallasın saygısızlık yapılan bu süslü eseri,

düşler titreyip yeryüzünün

eşit paylaşılmamış yemişleri birbirini bulana dek.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on beşinci bölümü “Ben”den]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy