Şarap

 

İlkbaharın şarabı. Hasadın şarabı. Yoldaşlar,

tropik yaprakların düşeceği bir masa verin bana,

ve bırakın dünyanın büyük ırmaklarının benzi atsın

ve çağıldasın uzağında şarkılarımızın.

İyi bir yoldaşım ben.

 

Bu eve senin varlığından bir parça koparmak için

girmedim. Tam tersine alıyorsun

benden bir parçayı giderken sen, alıyorsun

kestaneleri, gülleri ya da seninle paylaşmak istediğim

güvenliğini köklerle taşıtların, yoldaş.

 

Benimle birlikte şarkı söyle kupalar taşıncaya

ve masada müsrif bir eflatun bırakıncaya dek.

Bu bal topraktan, karanlık üzümlerinden

ulaşacak ağzına.

 

Nasıl da özlüyorum onları, şarkının gölgelerini,

sevdiğim ve alnımı önlerinde eğdiğim yoldaşları,

o benzersiz hayatımı, uyguladığım erkeksi bilimi,

kaba şefkatin koca ormanı arkadaşlığı bıraktığım zaman.

 

Elini ver bana, görelim birbirimizi,

çok basit, çıplak bir bitkinin kokusundan gayrı

başka şey arama sözcüklerimde.

Niçin bir işçiden daha fazlasını bekliyorsun benden?

Biliyorsun halbuki vura vura oluşturdum

gömülmüş aletimi

ve yalnızca kendi dilimin lisânını konuşacağım.

Bilge kişilere başvur, eğer memnun etmiyorsa rüzgâr seni!

 

Toprağın gürültücü şarabıyla şarkı söyleyeceğiz gene de,

Hasadın tasıyla kadeh tokuşturacağız,

ve varolmayan ırmakların aşk dilinde

tapınılan anlamsız dizeleri

tutkuyla iletecek gitar ya da sessizlik.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on beşinci bölümü “Ben”den]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy