Sahilin Taşları

 

Okyanussu taşlar, sahibi değilsiniz sizler

ilkbaharla başakların arasında

bereketli topraktan yükselen o maddenin.

 

Üzümlerin arasında salınan

mavi dokunuşu havanın tanımıyor

yalnızlıktan okyanusa gelen yüzü.

 

Ezdiler hiçbir arının tanımadığı

kayalıkların yüzünü, dalgaların ziraatından

başka hiçbir şeyin sahibi değil,

toparlamış taşların yüzü

çatlamış sonsuzluğunda

avuntusuz köpüğünü kavganın.

 

Tel granitten sarp gemiler

bırakmış öfkeyi, gizli gezegenlerin

o dokunulmaz boyutunda

deniz bayraklarının dalgalanışını.

 

Fırtınanın ve kasırganın öfkesinden taçlar.

 

Titreten yalnızlıklardan kuleler.

 

Denizin kayalıkları, sizindir

zamanın utkulu rengi, sonsuzluğun

nabız atışı kullandı bu konuyu.

 

Ateş doğurdu denizin grenalarıyla

oyduğu bu külçeleri.

 

Bakırla salamuranın birleştiği

bu çatlak: Bu portakal sarısı demir,

gümüşün ve güvercinin lekeleri,

öldüren duvar

ve üzüm salkımlı derinlik için sınır.

 

Yalnızlığın taşı, sevgili taş,

sizlerin sert oyuğunuzda asılı duruyor

yosunların hiddetli soğuğu

ve sizlerin ağzına kadar, ayın ışığıyla süslenmiş,

yükseliyor sahillerin yalnızlığı.

Hangi rayiha kaybolmuştu

kumdaki o yitik ayak izlerinden, hangi çağıltı

gelinsi taçyapraklarından fışkırdı titreyerek göğe?

 

Sahilin bitkileri, et dolu üçgenler,

taşların üzerinde bir pırıltı

tutuşturmayı beceren sürünen yaratıklar,

denizin ilkbaharı, taşların üzerinde

kaldırılan kırılgan kadeh,

küçük amarant şimşeği, hiç

tutuşturulmamış ve şimdiden buza dönmüş öfkeden,

bana bu gücü sun karşı koymak için

yıldızlı ıssızlığın sahillerine.

 

Denizin taşı, gizli kıvılcımlar

ışığın kavgasında, pasla

kaplanmış çanlar, acıların

bilenmiş kılıcı, yara izlerinde

dünyanın dişsiz heykelinin

inşa edildiği çatlamış kubbeler.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on dördüncü bölümü “Büyük Okyanus”tan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy