Sadece Albatros Değil

 

Hayır, ilkbahardan beklenmiyorsunuz,

ne taçyaprağının susuzluğunda

ne de dut renkli balda

lif lif örülüyorsunuz asmalarda ve salkımlarda,

fakat fırtınada, paçavralaşmış kubbede

çatlağın üstünde köpüklenen suda,

şafağın delik deşik ettiği yarda,

ve her şeyden önce düellonun

yeşil mızraklarında, denizin ıssız

genişliklerindeki o çözülen yalnızlıkta.

 

Tuzun nişanlısı, fırtınanın güvercinleri,

bütün dünyanın kirli kokusuna

çevirdiniz denizle ıslanmış sırtınızı,

ve o yaban ışıkta sundunuz

kaçışların göksel geometrisini.

 

Dokunulmazsınız, sadece siklonsu bir damlayla

özdeş olan değil fırtına rüzgârının

dallarına uçan: Sadece o değil

hiddetin yamaçlarında yuvasını inşa eden, fakat

aynı zamanda dolgun kar’ın deniz martısı da,

guanay kargasının gölgesi köpüğün üstünde,

platinin gümüş parıltılı coşkun suyu.

 

Bir düğüm gibi toparlanmış pelikan

bıraktı kitlesini aksın diye denize,

ve kehanet yelken açtığında

albatrosun yayılmış genişliklerine,

ve fırtına kırlangıcının rüzgârı dağılırken

devinimdeki sonsuzluğun üzerine,

uzağında o yaşlı karabatakların,

o zaman ayağa kalktı yüreğim kabında

ve gönderdi şarkının açılışını

denizlerin ve tüylerin üzerine.

 

Ver bana göğsünüzde taşıdığınız donmuş kalayı

o fırtınayla çalkalanan kayalıklarda,

ver bana deniz kartallarının

pençelerinde toparlanan gücü,

ya da bütün gelişime ve bütün konaklamalara

karşı koyan o kımıltısız biçimi,

korunmasız portakal çiçeklerinin rüzgârını

ve o muazzam anayurdun tadını.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on dördüncü bölümü “Büyük Okyanus”tan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy