Leviathan

 

Sen hiddetli barışsın, ey gemi, kayan

hayvansı gecesin, Antarktik yabancı,

gölgeden buzdağınla geçip gidemezsin önümden

tırmanmadan ben

duvarlarına bir gün ve kaldırmadan

deniz altı kışının zırhını havaya.

 

Güney’e doğru çatırdadı dışlanmış gezegenden

siyah ateşin, yosunları kımıldatan

ve sıklığın çağını sallayan

sessizliğin ülkesi.

 

Sadece biçimdi o, meşinden haşmetinin ileriye kaydığı

bir dünya titreyişiyle kuşatılmış büyüklük, ürkütülmüş

kendi gücünden ve şefkatinden.

 

Öfkenin gemisi, tutuşmuş

kara karın meşaleleriyle,

senin kör kanın doğduğunda,

uyudu denizin zamanı bahçelerde,

ve kendi beyaz mekânında çözdü ay

fosfor ışıltılı mıknatıstan kuyruğunu.

Çatırdadı hayat

mavi bir ateş gibi, denizanasının anası,

yumurtalıkların devasa fırtınası,

ve bütün bitkiler saflıktı,

deniz asmalarının bir vuruşu.

 

İşte senin canavarın böyle direk oldu

dikilmiş arasında suların

geri dönen kanı gibi anneliğin,

ve gücün kirletilmemiş geceydi

köklerin üzerinde çağıldayan.

Şaşkınlık ve korku salladı

yalnızlığı, ve senin anakaran yüzdü

uzaklarda gözde adaların arkasında:

Fakat dehşet geldi buz gibi ayın

gülleleri üzerine ve girdi etinden içeri,

senin korkutan, sönmüş lambalarını

kollayan yalnızlıklara saldırdı.

Seninleydi gece: Yattı sana sarılarak

fırtınalı yapışkan bir çamurla,

ve kasırganın kuyruğu yaraladı

yıldızın uyuduğu buzu.

 

Ey büyük yaralanmış, yarılmış

şimşek gürültüsünü zıpkınların mülkleri üzerine

fırlatan sıcak kaynak, boyanmış

dökülen kanın deniziyle,

uysal ve uyuyan hayvan kaçırılmış

bir siklon gibi yarılmış yarı kürelerden

ispermeçet için kara gemilere,

şeneltilmiş kötülükle ve vebayla.

 

Ey heykel, ölmüşsün ve muazzamsın

kutupsu ay kristalleri arasında, içe işleyen gök

ağlayan dehşetten bir bulut gibi

ve örtüyor okyanusu kanla.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on dördüncü bölümü “Büyük Okyanus”tan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy