Kuş Sapanı (1919)

 

Sevişme, galiba sevişme, güvensiz,

belirsiz:

Ağzımda hanımelinin okşayışı,

yalnızlığıma karşı kara bir ateş gibi vuran

birkaç örgü,

ve bunun yanı sıra: Gecesel ırmak, gökyüzünün işareti,

uçucu, yağmur yüklü bahar,

yapyalnız, yolunu kaybetmiş alın, gecede

kendi zalim lalelerini vuran arzu.

Kendimi yok ederek soydum gök işaretlerini,

duyarlılığım sivrildi yıldızlara karşı,

lif lif bağladım ben bu buz soğuğu dokuyu

kapısız hava sarayında,

ah, yaseminlerinin boşuna saklamaya çalıştığı berraklığıyla

yıldızlı şefkat,

ah, sevişme gününde uzak çayırlarda

bir hıçkırık gibi açılan bulutlar,

çıplak yalnızlık bir buluta zincirli,

tapınılan bir yaraya, doymayan bir aya.

Beni adımla çağır, dedim galiba gül ağaçlarına:

O yalnız, o koyu lezzetin gölgesi

ve dünyanın her bir titreyişi ulaştı hemen adımlarıma,

o gizli köşe bekliyordu beni,

o biricik ağacın yüksek heykeli bozkırda:

Dört yol ağzında dokundu her şey benim duyarsızlığıma

ve serpti adımı bütün baharın üzerine.

Ve o zaman, sen tatlı yüz, yaktın zambağı,

benim düşlerimde uyumayan sen, sen inatçı

madalya, bir gölgenin takip ettiği, isimsiz

sevgili, yalnızca çiçek tozlarının dokusundan oluşmuş,

kirli yıldızların üzerindeki alazlı rüzgârlardan oluşmuş:

Ah sevişme, kendisini yutan bakımlı bahçe,

sende oluştu düşlerim ve yükseldi

karanlık ekmeğin ekşi mayası gibi.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on beşinci bölümü “Ben”den]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy