Kız Öğrenci (1923)

 

Ah sen, daha tatlısın, daha bitimsiz

tatlılığın kendisinden bile, gölgelerin arasında

sen sevilen et ve kan:

Geçmiş günlerde

ilerledin ve doldurdun tasını

ağır çiçek tozlarıyla, sevinç içerisinde.

Dökülmüş şarap gibi gece,

paslanmış erguvandan yapılmış gece,

işte o gecenin hakaretler toplamından

yaralı bir kule gibi çöktüm yanında,

ve iğrenç çarşaflar arasında titredi

yıldızın bana doğru ve yangına çevirdi gökyüzünü.

 

Ah yaseminden ağ, ah ayaklı ateş

yeni gölgelerden beslenmiş,

kemerleri bağladığımız zaman farkına vardığımız

karanlık, başağın kana susamış vuruşuyla

döven zaman.

 

Sevişme ve başka bir şey değil, bir köpüğün içinde,

ölü sokaklarla sevişme,

bütün hayat ölüp gittiğinde sevişme

ve bize sadece şunları bıraktı:

Issız köşeleri alevlendirmek.

 

Isırdım kadını, gücümden ötürü

aklım başımdan gitti, toplanmış çiçek demetleri,

ve çözdüm kendimi dolaşmak için kıyıdan kıyıya,

okşayışın kölesi yalnızca, zincirlenmiş

bu serin saçın mağarasına,

dudakların uzun uzun dolaştığı bu bacaklar:

Her daim aç dünyanın dudakları arasında,

emilmiş dudaklar tarafından emilen.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on beşinci bölümü “Ben”den]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy