Kıyının Oğulları

 

Denizin dışladığı, dövülmüş

Antarktik köpekler,

sustalı bir bıçakla kesilmiş

yerlilerin mağrur boyunlarına

piyasa fiyatını ödeyen toprak ağalarının

ölü kemiklerinin üzerinde

dans ettiği ölü Yagane yerlileri.

 

Antofagasta’dan Changos ve o kuru kıyı,

dışlanmış, okyanusun donmuş biti,

Rapa’nın torunu, yoksul Anga-Roa,

ezilmiş maymunlar, Hotu-İti’den cüzzamlılar,

Galápagoslu köleler, takımadaların

kovalanmış serserileri,

sefil paçavralar arasındaki

o kirli yamalar gösteriyor

kavganın dokusunu,

havayla tuzlanmış deri, o cesur

suskun insan dokusu, kehribar.

Denizin memleketine geldi gemi yükü,

geldi ip, yelken, müessese,

dolduran profiliyle kâğıt paralar,

cam kırıkları geldi kumsala,

geldi Vali, muavin,

ve denizin kalbi dikildi,

cep oldu, iyot ve ölüm kavgası.

 

Satmak için geldiklerinde güzel bir

şafaktı, gömlekler

orada aydınlandı kar gibi teknelerde,

ve göğün oğulları yandı tutuştu:

Çiçek ve sevinç ateşi, ay ve devinim.

 

Denizin biti, ye şimdi gübreyi,

izle çöplüğü, denizcinin

yamalı ayakkabısı, müdürün,

dışkı ve çürümüş balık kokusu.

Şimdiden girmişsiniz içine sadece

ölmek için terk ettiğiniz o dolaşımın.

Denizdeki ölüm değil, suyla ve ayla,

fakat ölüm yazısı yazanın çökmüş

mağaralarında ölüm, çünkü unutursanız

yitmişsiniz demektir.

Daha önce ölümün kendi bölgesi vardı,

ruh dolaşımı, etaplar, istasyonlar,

ve dans ederek yükselirdiniz, gülün

gündelik çiyine dönüşmüş olarak

ya da kılkuyruğun deniz yolculuğu:

Bugün ölüsünüz sonsuza kadar: Batmışsınız dibe

keşişin kasvetli fermanında,

ve sizler sadece toprağın kurtlarısınız

kuyruğuyla en fazla vurabileceğiniz

cehennemin yazıcı salonları altında.

 

Gel ve kaynaş denizin üstündeki

sahillerde: Biz hoşgörü göstermiyoruz

daha. Balık avlayabilirsiniz

bizim Balık Şirketimiz size

garanti verdiği müddetçe: Gelebilirsiniz

ve sıyırtabilirsiniz kaburgalarınızı rıhtımlarda,

sürükleyebilirsiniz garbanzo bezelyesi dolu çuvalları

ve uyuyabilirsiniz kıyının çöp yığınlarında.

Gerçekte sizler bir tehditsiniz, köpüğün

mirastan yoksun hergeleleri: Sizi bekleyen gemiye

binmenize rahibin izin vermesi

çok daha iyiydi,

ve bitle ve diğer şeylerle berabermiş gibi

götürecek sizi hiçbir şeye, tabutsuz, silip süpürülmüş

son dalgalarla ve gemi batışıyla,

yalnızca ödenmeyeceği zaman, ölümde.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on dördüncü bölümü “Büyük Okyanus”tan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy