Karanlıktaki Anayurduma İyi Yıllar

 

İyi yıllar, bu yıl, sana, bütün

insanlara ve dünyaya, sevdiğim Arukanya’ya.

Bizleri ve ormanları ve ırmakları ve yolları ayıran

Bu yeni gece seninle benim hayatım arasında duruyor.

Fakat sanadır, küçük anayurdum benim,

kara bir at gibi dörtnala koşması yüreğimin:

Sürüyorum atı senin saf coğrafyanın çöllerinde,

geçiyorum üzümün yeşil alkolünü,

salkımlarının denizini toparladığı o yeşil vadileri.

Geliyorum kapalı denizleriyle şehirlerine senin,

kamelya çiçekleri gibi beyaz, o biçimli kokusunda

şarap mahzenlerinin, ve titreyen

ve köpüklenen dudaklarla şakıyan

ırmakların suyuna sızıyorum tahta bir çubuk gibi.

 

Hatırlıyorum yollar boyunca, bu zamanda belki

ya da daha doğrusu sonbaharları, nasıl da

evlerde asılıyor altın mısır koçanları

kurusun diye,

ve bütün o seferlerde gördüm sevinçli bir çocuk olarak

altını fakirlerin damlarında.

 

Sarmalıyorum seni, fakat şimdi

geri dönmeliyim saklandığım yere. Sarmalıyorum seni

tanımadan seni: Söyle kim olduğunu, tanıyor musun

sesimi doğumların korosunda?

Çevreleyen her şeyin arasında işitiyorsun

sesimi, hissetmiyor musun nasıl kuşatıyor seni

dalgalanan şarkım toprağın doğal suyu gibi?

 

Bütün bu muhteşem yüzeyi sarmalayan benim,

anayurdumun çiçeklenen kuşakları, ve çağırıyorum seni

ki konuşalım birlikte tükenirken sevinç,

ve sunuyorum sana bu anı kapalı bir çiçek gibi.

 

İyi yıllar karanlıktaki anayurduma.

Haydi birlikte gidelim, dünya taçlanmış buğdayla,

o derin gökyüzü kayıp gidiyor ve eziyor

kendi yüksek, ışıklı taşını geceye karşı: Tam şimdi

doluyor yeni kireç bizi taşıyan zamanın akımıyla

birleşecek olan bir dakika ile.

Bu zaman, bu kireç, bu toprak senindir:

Al onları ve duy şafağın doğacağı yeri.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on üçüncü bölümü “Karanlıktaki Anayurduma Yeni Yıl İlahisi”nden]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy