Karabataklar

 

Sizler adaların gübreleyen kuşları,

kaçışın çoğalmış isteği,

göksel büyüklük, hayat rüzgârının

sayısız göçü,

kuyruklu yıldızlarınız titreşip gider

ve kumla örter o dilsiz Peru’nun o gizemli

gökyüzünü uçan bir güneş tutulması gibi.

Ey yavaş aşk, yaban ilkbahar

köpüklenen kadehini ilerletir kökle

ve yelken açar soyun gemisi

kutsal suyun titreyen akıntısı arasından,

geçerek en ücra göklerden

gübrenin kırmızı adaları üzerinden.

 

Boğmak istiyorum kendimi kanatlarınızda,

gitmek istiyorum Güney’e uyuyarak, taşınmak

bütün bu sallanan sıklıkla.

Karanlık ırmağın okları boyunca gitmek

kısılmış sesle ve çıkarak yukarı

sızılmaz o nabzın içinde.

O zamandan beri, ey kaçışın yağmuru, açıyor

kireç beyazı adalar kendi soğuk cennetini,

en dıştaki tüyün ayı düşüyor,

tüylerin hüzünlü fırtınası.

 

İnsan başını eğer o vakit

ana kuşların ninnisi için

ve basamakları teker teker yükselten

kör elleriyle kazar gübreyi,

yığar o yayılmış tortuyu

ve büker bir köle gibi dizlerini

ortasında maya adalarının,

tanıdık kuşlarla taçlanmış

o asitli enlemleri selâmlayarak.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on dördüncü bölümü “Büyük Okyanus”tan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy