Hayat

 

Bırak başkaları oyalansın kemik evlerle…

Elmanın çıplak renklerine sahip dünya:

Irmaklar sürüklüyor kendisiyle

madalyalardan bir zenginliği

ve her yerde oturuyor uysal Rosalína

ve Yoldaş Juan…

 

Kaba taşlar dayanağım oldu,

ve üzümden daha yumuşak balçık

yükseltti evimi buğday artıklarıyla.

Engin toprak, sevgi ve yavaş çanlar,

şafağa değgin kavga ruhu,

sevginin beni bekleyen saç örgüsü,

firuzenin dinlenen yığınları:

Evler, yollar, düşlerde bir heykel oluşturan dalgalar

yıkıyorlar bol suyla

en erken seherdeki fırınları,

kumda dersini almış saatler,

gezgin buğdayın gelincikleri,

ve bu karanlık eller

hayatımın özünü yoğurdu:

Hayat için yanar portakallar

hayatın bin türlü amacı için.

 

Bırak mezarcılar kazsın kazanın

özünü, bırak kaldırsınlar

külün ışıksız parçacıklarını

ve konuşsunlar solucanların dilini.

Önümde sadece mısır tohumu var,

ışıltılı manzaralar ve şefkat.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on beşinci bölümü “Ben”den]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy