Harf

 

İşte böyleydi. İşte böyle olmalı. O kireçli

dağlarda ve dumanın

kıyılarında, işliklerde,

bir ileti yazılmış duvarlara

ve halk, sadece halk, görebilir onu.

Onun berrak harfleri terden

ve yalnızlıktan oluştu. Yazılmış duruyor.

Sendin onları yolunda yoğuran, ey halk,

ve kalkıyorlar ayağa gece boyunca

alazlanan, kasvetli ateşi gibi şafağın.

Halk, gir günün sahillerine.

Birleşmiş bir ordu gibi yürü,

ve adımlarınla inlet toprağı

ve aynı çınlayan özdeşliğinle.

Kavgada terle bir olasın,

tozla kaynayan kanıyla

yollarda biçilmiş halkın.

 

Bu berraklığın üstüne doğacaklar,

çiftçi evleri, şehir, madenler,

ve filizlenen toprak gibi

bu dayanıklı birliğin üzerinde

yaratan değişmezlik kalacak, hayatlarınız

için yeni bir şehrin tohumu.

Eziyet görmüşün ışığı lonca, anayurt

yoğrulmuş metalürjik ellerle,

düzen balıklardan kaynaklanıyor

denizden bir dal gibi, çiçeklenen

duvarcı loncalarıyla silahlandı duvarlar,

tahılın okullarıyla, insandan doğruldu

fabrikalar için kereste.

Geri dönüyor barış sürgünden, bölüşülmüş

ekmek, şafak, o topraksı sevdanın

sihirli gücü, inşa edilmiş

gezegenin dört rüzgârı üstünde.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on birinci bölümü “Punitaqui’nin Çiçekleri”nden]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy