Grev

 

Garipti o durmuş fabrika.

İşliklerde bir sessizlik, bir mesafe

makineyle insan arasında, bir kesilmiş

ip gezegenler arasında, zamanı

inşa etmekle geçiren

insan ellerinden bir boşluk, ve o çıplak

konaklama çalışma olmaksızın, ses olmaksızın.

Terk ettiğinde insan türbinin

boşluklarını, ayırdığında kollarını

ateşten ve yüksek fırının

içine düştüğünde, çekip aldığında çarktan

kendi gözlerini ve o baş döndüren ışık

durdurduğunda görünmeyen çemberini,

o muhteşem kuvvetlerden,

o şaşırtan enerjiden

sadece bir yığın anlamsız çelik kaldı geriye,

ve insansız hollerde terk edilmiş rüzgâr,

yağın o yalnız kokusu.

 

Hiçbir şey yaşayamadı bu kırbaçlanmış

kırık parça olmaksızın, Ramírez olmaksızın,

yırtık elbiseleri içindeki adam olmaksızın.

Orada duruyordu motorların derisi,

üst üste yığılmışlar ölü güç için

siyah balinalar gibi zehirlenmiş

dalgasız deniz diplerinde

ya da gezegenlerin yalnızlığı altında

birden batmış dağlar gibi.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on birinci bölümü “Punitaqui’nin Çiçekleri”nden]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy