Gemiler

 

Işıklı denizin üzerinde kayıp giden ipek gemiler,

o menekşe mavisi sabahta yükselen,

kızıl flamalı denizin güneşini çaprazlayan,

yolunmuş ercik gibi hırpanî,

altın kasalardan gelen o sıcak hava

bıraktı tarçını kemanlar gibi çınlasın diye,

ve ovuşturulan ellerden bir fırtınada

limanlarda fısıldayan o soğuk tamahkârlık,

yeşim taşının hoş gelmiş yeşil şirinliği

ve ipeğin solgun tahıl tanesi,

bir rüzgârın yolu gibi hızla geçti her şey denizden,

kaybolan anemonların dansı gibi.

 

Zayıf hızlı gemiler geldi, denizin

güzelim aletleri, yelkenli balıklar,

buğdayla parıldayarak, kaderi

kül grisi yüklerin,

çünkü taşın taşkını gibi yanıp sönüyor

yelkenleri arasında düştüğünde ateş gibi,

ya da ağzına kadar doldurulduğunda kükürt sarısı çiçeklerle,

koparılmış tuzun çorak tarlalarında.

Başkaları zincirlere vurulmuş halkları taşıyordu,

aşağıdaki rutubete gönderilmişler,

geminin ağır tahtasını çizen

gözyaşlarıyla mahkûm gözler.

 

Biraz önce fildişinden ayrılmış ayaklar, kızgınlıklar

yığılmış üst üste yaralı meyveler gibi,

derisi yüzülmüş geyik gibi acılar: Yazın

elmaslarından pis kokulu

gübrenin derinliğine düşmüş başlar.

Hem buğdayla yüklü, rüzgâr gibi

ovaların mısır başakları arasından süzülürcesine

dalgaların üstünde titreyen:

Balina avı gemileri, katı zıpkınlar gibi

dikelmiş yürekler,

avla ağırlaşmış, dolu ambarıyla

Valparaíso’ya doğru giden,

yağlanmış yelken, oraya buraya fırlatılmış,

soğukla ve yağla yaralanmış,

geminin fincanı dolana dek

hayvanın yumuşak avıyla.

Denizin öfkesinde bir batıştan öbürüne

hatırasına ve geminin son parçalarına

insanların yapışıp durduğu,

deniz bölümlerinin

kesilmiş eller gibi

o ölüm savaşında köpüklenen denizi

dolduran dar ağızlara götürdüğü

direksiz araçlar.

Güherçile gemileri, karinası dar

ve yılmaz yunuslar gibi neşeli

yola koyulmuş yedi okyanusa doğru, kayarak

rüzgârla kendi görkemli çarşaflarında,

parmaklar ve tırnaklar gibi dar,

tüy ve kavga aygırları gibi hızlı,

memleketimin metallerini kemiren

karanlık denizdeki gemiler.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on dördüncü bölümü “Büyük Okyanus”tan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy