Gemideki İnsan

 

Geminin dümen suyunun uzağında

çağıldayan tuzla örülmüş

düşlere sızan ölü yağlanmaların arasında,

uyuyor gemici çıplak bir yorgunlukta,

nöbetteki biri taşıyor metal zinciri,

geminin dünyası

yankılanıyor, rüzgâr gıcırdıyor tahtalarda,

aptalca vuruyor sakatatın demiri,

yüzüne bakıyor aynada ateşçi:

Bir parça kırık camda tanıyor yeniden

bu kemikli, isle kararmış maskenin arkasında

bir çift gözü: Graciela Gutiérrez’in sevdiği

gözlerdi bunlar, ölmeden önce, sevdiği

bu gözler olmaksızın, görebilmişti ölüm döşeğinde

ve sürmüştü kendisiyle beraber en son yolculuğa,

kömürün ve petrolün arasında o günün işinde.

Onları yolculuklar ve bu armağanlar arasında

birleştiren öpüşlere rağmen şimdi yok kimse,

kimse yok evde. Denizin gecesinde seğirtiyorum

sevdaya bütün uyuyanların döşeğinde, yaşıyorum

en dibinde geminin havaya ipliklerini fırlatan

gecesel bir yosun gibi.

 

Başkaları yayılarak yatıyor deniz yolculuğu gecesinde,

boşlukta, düşlerin altında deniz olmaksızın,

hayat gibi, parçalanmış tepeler, gecenin

cam kırıkları, düşlerin parçalanmış ağını

uzaklaştıran kayalıklar.

Gecenin toprağı istila ediyor denizi kendi dalgalarıyla ve örtüyor

o zavallı uyuyan yolcunun yüreğini

tek bir hecesiyle toz, tek bir

kaşık dolusu ölümü talep ediyor geriye.

 

Her okyanussu taş okyanustur, deniz anasının

en küçük morötesi kuşağı, büsbütün yıldızla lekelenmiş

boşluğuyla gökyüzü, aydır

sahibi ölü denizlerin kendi benzerlerinde:

Fakat kapatıyor gözlerini insan, kemiriyor biraz

kendi izlerini, tehdit ediyor kendi küçük yüreğini,

hüngürdüyor ve tırmalıyor geceyi tırnaklarıyla,

solucana dönüşen, arayan toprak.

 

Topraktır suların örtemediği şey, yok edemediği.

 

Balçığın gururudur ölecek olan testide,

şakıyan damlalarını yayan ve toprağa kararsız

eklenişini sabitleyen bir kırılışta.

 

Arama denizde bu ölümü, bakma o

kıta toprağına, saklama bir avuç tozu

el sürmeden sunmak için toprağa.

 

Bu sırrı söyle şakıyan sayısız dudaklara,

devinim ve dünyadan oluşan koroya,

yitip giden suyun sonsuz anneliğinde.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on dördüncü bölümü “Büyük Okyanus”tan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy