Gelen alacakaranlık huzur dolu olsun

köprü huzur dolu olsun, barış olsun şarap için,

beni arayan ve kanımda yükselen harfler

huzur dolu olsun, toprak ve sevda hakkındaki

eski şarkı çevrelemiş beni, ekmek uyandığında

barış olsun şehirde sabahları, bütün köklerin ırmağı

Mississippi huzur dolu olsun:

Kardeşimin gömleği huzur dolu olsun,

havadan bir mühür gibi olan kitap için barış olsun,

Esenlikler olsun Kiev’deki kolkhoz için,

orada ölenlerin ve diğer ölülerin külleri için de

esenlikler olsun, Brooklyn’in

siyah demiri için barış olsun, gündüz gibi

evden eve giden postacı için de,

bir huninin içinden kızlara bağıran

koreograf için barış olsun,

Yalnızca Rosario yazmak isteyen sağ elim için

esenlikler olsun:

Kalay taşı gibi gizemli, Bolivyalı için

barış olsun, esenlikler olsun

ki evlenebilesin, huzur dolu olsun

Bío Bío’nun hızar değirmenleri,

İspanyol partizanlarının

ezilmiş yürekleri için barış olsun:

En güzel şeyin

üzerinde nakışlı bir yürek bulunan yastık olduğu

Wyoming’deki o küçük müze için barış olsun,

fırıncı için ve onun bütün aşkları için esenlikler olsun

ve barış olsun un için: Filizlenecek olan

bütün buğday için barış olsun,

bu sık yaprakları arayan bütün aşklar için,

yaşayan herkes için: Bütün dünya için

ve bütün sular için barış olsun.

 

Burada vedalaşıyorum ben ve dönüyorum

ülkeme, kendi evime, düşlerimde

dönüyorum ben

rüzgârın ahırları dövdüğü

ve okyanusun buz püskürttüğü Patagonya’ya.

Bir ozanım ben yalnızca: Hepinizi seviyorum

ve sevdiğim dünyanın eteklerinde çırpınıyorum:

Benim ülkemde maden işçilerini hapsediyorlar

ve askerler emir veriyor yargıçlara.

Ama ben soğuk ülkemin

köklerini dahi seviyorum.

Bin kez ölebilsem

orada ölmek isterdim hep:

Bin kez doğabilsem

orada doğmak isterdim hep,

yanı başında yaban Araukanya’nın

fırtınalı güney rüzgârının

ve yeni alınmış çanların.

Kimse düşünmesin beni.

Sevgiyle dolarak vuralım masaya

ve düşünelim bütün dünyayı.

İstemiyorum kan sızsın yeniden

ekmeğin, fasulyenin ve müziğin arasından:

İstiyorum ki maden işçisi,

o küçük kız, avukat,

denizci ve oyuncak üreticisi

izlesin beni,

ki hep birlikte sinemaya gidip ondan sonra da

en kırmızı şarabı içebilelim.

 

Bir şeyi çözmeye gelmedim ben.
Şarkı söylemek için geldim buraya

ve senin de benimle şarkı söylemen için geldim.

 

[“Evrensel Şarkı”nın dokuzuncu bölümü “Uyansın Oduncu”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy