Fakat bir konuk

buldular evde,

ya da yeni gözlerle gelmişlerdi (ya da önce kördüler)

ya da fırlayan dallar çizdi onların göz kapaklarını

ya da yeni durumlar egemenleşti Amerikan toprağında.

Seninle birlikte savaşan dirençli ve güleç

zencilere bak bir kez:

Yanan bir haç dikmişler

mahallelerinin önüne,

beyaz adam astı kan kardeşini ve yaktı sonra:

Asker yapmıştı onu, ama bugün

esirgeniyor zenciden oy ve karar verme hakkı: Geceleri

toplanıyor haç ve kırbaçla

kimliğini gizleyen cellatlar.

(Başka bir haber

duyuldu okyanusun ötesindeki bu mücadeleden).

Beklenmeyen bir konuk

yaşlı, korkunç ve sarıp sarmalayan,

kemirilmiş bir ahtapot gibi,

gelip kuruldu senin evine, ey küçük asker;

Berlin’de üretilen eski zehrini

kusuyor şimdilerde basın.

Gazeteler (Times, News Week, vs) dönüştüler

sarı ihbar gazetelerine: Nazilere

sevgi şarkıları dizen Hearst gülümsüyor

ve sivriltiyor pençelerini, ki böylelikle yeniden

düşesin resiflere ya da steplere

ve savaşasın rahatsızlık veren bu konuk için.

Sana bir rahat yok bunlardan: Satmak isteyeceklerdir

daha çok çelik ve mermiyi, daha çok barut üretip

satacaklardır anında, yeni silahlar

gün yüzünü görmeden ve diğer ellere düşmeden.

Her yerde artırıyor falanjları

senin evine kendilerini efendi atayanların,

seviyorlar onlar karanlık İspanya’yı

ve sunuyorlar bir fincan kanı

(asıldı bir, yüz): Marshall kokteyli.

Genç kan alın: Çin’den çiftçileri,

İspanya’dan tutsakları,

Küba’nın şeker tarlalarından kanı ve teri,

Şili’nin kömür ve bakır madenlerinden

gözyaşlarını alın kadınların;

sonra karıştırın bunu

copla vurur gibi bir enerjiyle,

ve unutmayın buz parçalarını ve birkaç damlasını

“İsevî kültürünü koruyalım” şarkısının.

Acı bir karışım mı oldu?

Bunu içmeye alışacaksın, küçük asker.

Nerede olursan ol dünyada, ay ışığında

ya da lüks bir otelde sabahleyin,

kuvvetlendiren ve ferahlatan bu içeceği ısmarla yalnızca

ve Washington’un resmiyle süslenmiş olan

güzelim bir banknotla öde.

 

Şefkatin dünyadaki son babası Charlie Chaplin’in

kaçmak zorunda olduğunu da öğrendin

ve yazarlar (Howard Fast ve diğerleri)

ve senin ülkenin

bilginleri ve sanatçıları

“Amerika karşıtı” düşüncelerden ötürü

kabul etmeliydi yargılanmayı

savaş sayesinde zengin olan

züccaciyecilerden oluşan bir mahkemede.

Dünyanın en ücra köşelerine yayıldı korku.

Korkarak okuyor teyzem bu haberleri,

ve dünyanın bütün gözleri dikmiş bakışlarını

utancın ve intikamın mahkemelerine.

Kanla lekeli Babbitts’in kurduğu mahkemeler bunlar,

köle tacirlerinin, Lincoln’un katillerinin kurduğu,

yeni oluşturulan engizisyonlar bunlar,

(o zamanlarda da korkunç ve anlamsız olan)

inanç için değil bu,

fakat kerhanelerde ve bankalarda

kumar masalarında şıngırdayan altın içindi,

ve kimse yargılayamazdı altını.

 

Moriñigo, Trujillo, Gonzáles Videla, Somoza

ve Dutra buldular birbirlerini Bogotá’da ve alkışladılar.

Sen tanımıyorsun onları, genç Amerikalı: Onlar

bizim göklerimizdeki karanlık vampirlerdir, acıdır

kanatlarının gölgesi:

Hapishaneler,

işkence, ölüm ve nefret: Petrol ve nitrat sahibi

Güney ülkelerinin

yumurtadan çıkan canavarlarıdır bunlar.

Geceleyin Şili’de, Lota’da,

ulaşır celladın emirleri maden işçisinin

sade ve rutubetli evine. Ağlayarak

uyanır çocuklar.

Binlercesi onların

tutuklanır ve düşünür:

Paraguay’da

saklar ormanın sık gölgesi

öldürülmüş bir yurtseverin kemiklerini,

çınlar bir kurşun yazın fosfor parıltısında.

Orada ölmüştür gerçek.

Neden müdahale etmiyor

Bay Vandenberg, Bay Armour, Bay Marshall,

Bay Hearst savunmak için Batı’yı

Santo Domingo’da?

Neden Nikaragua’nın Başkanı

geceleyin uyandırıldı, işkence edildi ona,

neden kaçtı sürgünde ölmek için?

(Orada muzlar savunulmalı, özgürlükler değil

bu yüzden Somoza’yla idare edilebilir).

Büyük,

utku dolu düşünceler Yunanistan’da ve Çin’de

kirli halılar gibi kirlenmiş hükümetler için

bir örtü oldu.

Ah, zavallı asker!

 

[“Evrensel Şarkı”nın dokuzuncu bölümü “Uyansın Oduncu”dan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy