Eufrosino Ramírez
(Casa Verde Madeni’nde, Chuquicamata)

Tutmak zorundaydık kızgın bakır levhaları
ellerimizle ve kaldırmalıydık onları
taşınacak yere. Neredeyse ateş saçıyordu levhalar,
bütün bir dünya gibi ağırdı, yorgun argın sürükledik
mağmadan levhaları, ara sıra
düştü içlerinden biri ve parçaladı birinin ayağını,
birinin elini ve bıraktı geriye yalnızca bu kanlı parçayı.
Gringolar geldi ve dedi ki: “Götürün onları buradan
hemen ve evine gitmelerini sağlayın”.
Büyük bir zahmetle tamamladık işi
gitmek için evimize bir an önce.
Ama yeniden geldi gringolar:

“Şimdi daha az çalışıyorsunuz,

anlayacağınız daha az ücret alacaksınız” dediler.
O zaman Casa Verde’de grev başladı, on haftalık
iş bırakma eylemi, ve tekrar işbaşı yaptığımızda
nerede senin çalışma gereçlerin diye sorup
attılar beni sokağa. Bakın bu ellere,
bakırdan oluşmuş şu saf yumruya,
kulak verin yüreğime, sanki
çatlayacak değil mi? Bakır eziyor yüreğimi,
bir yerden başka bir yere gidecek halde değilim,
açım, hiçbir zaman bulamayacağım halde iş arıyorum:
Görünüşe göre belim bükülmüş halde gidiyorum,
sürükleyerek beni öldüren görünmez bakır levhaları.

[“Evrensel Şarkı”nın sekizinci bölümü “Dünyanın Adı Juan”dan]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy