Dünyanın Meyveleri

 

Nasıl tırmanıyor toprak mısırın arasından arayarak

süt beyazı ışığı, yoncanın yelesini ve katı fildişini,

olgun buğday başaklarının muhteşem ağını

ve çekirdekler gibi saçılan bütün altın ülkeleri?

 

Soğan yemek istiyorum, getir bana bir tane pazardan,

toprağın balmumu ve eşitliğe dönüştürdüğü

dolgun bir küre gibi kristal berrağı kardan,

atılacakken tereddüt eden bir dansöz gibi.

Avdan bazı bıldırcınlar ver bana, rayihasıyla kaplı

orman yosununun, derin tabakta suyu damlayarak duran

kral giysili balık,

limon yığınları altında

açmış solgun altın böceklerini.

 

Gidelim haydi. Kestane ağacının altında alazlanan ateş

bırakacak meyvelerin çıplak hazinesini korun üzerine,

ve bir kuzu bütün armağanlarıyla ihya edecek soyunu

gırtlağında ambere dönüşünceye dek.

 

Dünyanın bütün armağanlarını ver bana, hâlâ yaban salkımlardan

sarhoş yeni vurulmuş orman güvercinlerini,

uysal yılanbalığını, ölümde gibi, ırmağa benzeyen,

yayan ufak tefek incilerini,

ve bir tabak ekşi deniz kirpisi

döküyor portakal sarısı deniz dibini

salatanın soğuk gök kubbesine.

 

Ve baharatlanmış tavşan

kokulardan çok ormanlı bir füg gibi

doldurmadan hoş kokusuyla öğünün havasını,

koşuyor öpüşüm Güney’in istiridyelerine,

tuzla doymuş ışıltıdan kabuğunda taptazeler,

bütün dünyanın sevdiğim özleriyle ıpıslak

ve kanımın sayısız bayraklarıyla

dalgalanan öpüşüm aceleyle varıyor.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on beşinci bölümü “Ben”den]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy