Deniz Gecesi

 

Deniz gecesi, beyaz ve yeşil heykel,

seviyorum seni, uyu benimle.

Gittim, tutuşarak ve ölerek,

bütün yollar boyunca,

benimle büyüdü ağaç, yendi insan

kendi küllerini ve bıraktı kendini

dinlenmeye toprakla çevrili olarak.

 

İndi gece, görmesin diye

gözlerin onun sefil dinlenmesini:

Yakınlık istiyordu, açtı kollarını

korunmuş olarak varlıklarla ve duvarlarla,

ve düştü sessizliğin uykusuna, battı

mezar toprağına kökleriyle beraber.

 

Fakat ben, ey Okyanus gecesi, geldim senin çıplaklığına.

Aldebarán’ın koruduğu sınırsızlığına senin,

beni oluşturan sevgiyle

senin şarkının ıslak ağzına.

 

Deniz gecesi, gördüm doğumunu,

sonsuz sedef ışıltısıyla kırbaçlanmış,

gördüm senin yıldız liflerinin örüldüğünü

ve kuşağının elektrik kıvılcımını,

ve ahenklerin mavi devinimini

yutulmuş tatlılığını avlarlarken.

 

Sev beni sevgi olmadan, zalim gelin.

 

Sev beni uzayınla, nefesinin

akıntısıyla, muhteşem

elmaslarının bütün çoğalmasıyla:

Sev beni yüzünün molası olmaksızın,

sun bana yok oluşun temizliğini.

 

Güzelsin, sevgilim, görkemli gece:

Koruyorsun fırtınayı korkutulmuş

erciklerinde uyuyan bir arı gibi,

ve düş ve su titriyor kaynak ırmaklarıyla

taciz edilen taslarında göğsünün.

 

Gecesel aşk, izledim seni her yerde,

senin sonsuzluğunu, yıldızlar giyinmiş

titreyen kule, ikircikliğinin

ölçüsü, köpüğün

senin kıyılarında yarattığı sevişme yerleri:

Zincirlenmişim boynuna

ve kumda patlayan dudaklarına.

 

Kimsin sen? Denizlerin gecesi, yalçın saç örgünün

bütün yalnızlıkları kapladığını, kandan ve

çayırlıklardan bu mekânın sonsuzluğunu söyle bana.

Söyle bana, kimsin sen, gemilerle dolu,

rüzgârın ezdiği kamerlerle dolu,

bütün metallerin hükümranı, derinliğin

gülü, çıplak sevdanın ölçüsüzlüğüyle

kanamış gül.

 

Dünyanın tuniği, yeşil heykel,

ver bana çan gibi bir dalgayı,

ver bana çılgın turuncu çiçeğin bir dalgasını,

sevinç balosunun çokluğunu, o merkezi

gök kubbeden gemileri, yelken açtığım suları,

o göksel ateşin çeşitliliğini: Arzuluyorum

senin sonsuzluğunun tek bir dakikasını ve bütün düşlerden

daha fazlasını, senin boyutunu:

Ölçtüğün bütün bu mor, o ciddi

ve düşünceli yıldız sistemi:

Karanlığı arayan bütün görkemi

saçının, ve hazırlandığın o gün.

 

Kavramak istiyorum senin her yerde hazır alnını,

kapatmak istiyorum içimde senin kıyılarına

ulaşmak için, şimdi yitip gitmek için

bütün nefes alan gizlerle birlikte,

senin karanlık çizgilerin saklanmış

bende kan gibi ya da bayraklar gibi,

ve getirmek bu gizli orantıları

her günün denizine, kavgalara,

her bir kapıda olduğu gibi – sevdalanmalar ve tehditler –

uyuyarak yaşar.

Fakat sonra

gireceğim kente senin gibi olabildiğince

çok gözle ve taşıyacağım beni kuşattığın

o giysiyi, ve bırak dokunsunlar bana

kimsenin ölçemediği o kusursuz suya dek:

Saflık ve gazap bütün ölüme karşı,

yok edilmez yayılma, bütün uyuyanlar için

ve bütün uyumayanlar için müzik.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on dördüncü bölümü “Büyük Okyanus”tan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy