Dağların penceresi! Valparaiso,
taşın ve halk çığlıklarının dövdüğü
kalay!
Saklandığım yerden benimle birlikte bak
teknelerle süslenmiş gri limana,
ayın aydınlattığı kımıltısız suya,
demirin yerinden oynatılamaz dayanaklarına.
Başka bir uzak zamanda
denizin imarlıydı senin, Valparaiso,
gururunun narin tekneleriyle,
buğday çağıltılı beşdireklerle,
güherçilenin elçileriyle,
gelinlik okyanustan geldiler sana
ve doldurdular ambarlarını.
Denizcil gününün yüce uskunaları,
ticaretin haçlı askeri, okyanus gecesiyle
dolmuş sancaklar,
abanoz ve fildişlerinin yumuşak
ışığıyla yüklü, kahve kokularıyla

ve başka ayların altındaki gecelerle
geldi onlar, Valparaiso, senin tehlikeli barışına
ve bürüdüler seni mis kokuya.
“Potosi” gemisi titredi nitratlarıyla
açıldığında denize, balığa ve zıpkına,
mavi kabarcığa, seçilmiş balinaya
dünyadaki başka kara limanlara.
Bütün bu Güney’in gecesi katlanmış
yelkenlerin üstünde, kadırganın ağgözündeki
dik meme uçlarının üstünde,
ulaşır teknenin Hanım’ı üstünden
bu dengelenmiş pruvaların yüzlerine,
bütün Valparaiso gecesinde,
dünyanın Antarktik gecesinde, indi düze.

[“Evrensel Şarkı”nın onuncu bölümü “Sığınmacı (1948)”den]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy