Christóbal Miranda
(Güherçile İşçisi, Tocopilla)

Seni, Christóbal, tanıdım körfezin
geniş salapuryalarında, güherçile
akarken denize doğru, bir Kasım gününün
ateşli giysisinde.
Hatırlıyorum o kendinden geçmiş tutumu,
metalik yükseklikleri, o sakin suyu.
Ve yalnızca mavnadaki adam, sırılsıklam
terden, devinime geçirebilir kar’ı.
Nitratların kar’ını, dökülmüş
acının omuzları üstünden, aşağı çakılan
gemilerin kör midelerinde.
Orada işte güherçile kürekçileri, kahramanları asidin
şafağın yiyip tükettiği, boyun eğmiş
ölümün buyruğuna, korkusuzca
karşılarlar güherçilenin koca akıntısını.
Christóbal, bu anı senin hakkında.
Arkadaşların kürek başında
ki sızar göğüslerine asit
ve katil pis koku
şişer de durur yürekleri vurulmuş kartallar gibi,
ölünceye kadar,
ta ki sallanıncaya kadar yollarda
bozkırın viran mezar haçlarına doğru.
Peki, daha fazla söylemeyelim, Christóbal, şimdi
sadece bu kâğıt var seni hatırlatan, onların hepsini,
körfezdeki salapurya hamallarını, kayıkların
esmer adamlarını, gözlerim
sizlerle gündelik işlerinizde,
ve ruhum yukarı kaldıran bir kürek gibi,
kan ve kar doldurup boşaltır yan yana
çölün insan yaratıklarını.

[“Evrensel Şarkı”nın sekizinci bölümü “Dünyanın Adı Juan”dan]

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy