Büyük Sevinç

Araştırdığım karanlığı göremiyorum artık.
Gemi direği yapılacak ağacın sürekli sevincini duyuyorum,
ormanların kalıtına sahibim, yolu yalayan rüzgâra
ve dünyasal ışığın altında seçilmiş bir güne.

Başka kitaplarda mahpus olsun diye değil yazdıklarım,
ne de zambak müptelası çıraklar için,
fakat su ve ay isteyen sıradan insanlar için yazıyorum,
değişmez düzenin parçaları olan
okullar, ekmek ve şarap, gitarlar ve çalgılar isteyenler için.

Halk için yazıyorum, okumasalar bile
şiirlerimi kendi garip gözleriyle.
An gelecek ki, bir dize, yaşantıma değen o hava
ulaşacak kulaklarına onların,
ve o zaman kaldıracak ırgat bakışlarını,
maden işçisi gülümseyecek kırarken kayayı,
çoban silecek alnının terini,
elini titreşimiyle yakan balıktan yükselen
ışığı daha bir berrak görecek balıkçı,
ve tamirci, ak pak ve yeni yıkanmış, sabun kokarak
okuyacak benim dizelerimi,
ve belki şöyle diyecekler: “Bir yoldaştı O!”

Bu yeterli, arzuladığım taç bu işte.

İsterim ki, şiirim fabrikaların ve madenlerin kapılarında
toprağa, havaya,
zulme uğrayan insanın utkusuna değgin olsun.
İsterim ki bir genç ağırbaşlıca ve metallerle
bulsun yarattığım gücü bir sandık gibi, ve açtığında onu,
yüz yüze gelsin hayatla-
ve daldığında ruhu içine
bulsun sevincimi fırtınalarla kundaklanmış
dağ doruklarına götüren ansızın esen rüzgârları.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on beşinci bölümü “Ben”den]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy