Burası devam edecek bir kent değil, yaşanacak yer değil burası.
Rüzgâr sert, zaman kötü, kazanç şüpheli, tehlike şüphesiz.
Ah, geç geç geç, geçtir zaman, geç çok geç, ve çürümüştür yıl;
Kemdir rüzgâr, ve şiddetlidir deniz, ve gridir gök, gri gri gri.
Ey Başpiskopos Thomas, geri dön; geri gön, geri dön Fransa’ya.
Geri dön. Çabucak. Sessizce. Bırak huzur içinde ölelim burada.
Alkışlarla gelirsin, neşeyle gelirsin, fakat kendinle birlikte
Cantenbury’ye ölüm getirirsin:
Memlekete hüküm, kendine hüküm, dünyaya hüküm.

Bir şey olsun istemeyiz.
Yedi yıl yaşadık sessizce,
Memnunduk fark edilmeden
Yaşamaktan ve kısmen yaşamaktan.
Zulüm ve gösteriş vardı burada,
Yoksulluk ve kargaşa vardı burada,
Küçük haksızlıklar vardı burada,
Gene de devam ettik yaşamaya,
Yaşayarak ve kısmen yaşayarak.
Bazen tahıl yüzüstü bıraktı bizi,
Bazen iyi oldu hasat,
Bir yıl yağmur yılıdır,
Başka bir yıl ise kuraklığın,
Bir yıl elmalar bereketlidir,
Öbür yıl eksik olur erikler.
Gene de devam ettik yaşamaya,
Yaşayarak ve kısmen yaşayarak.
Yortuları kutladık, katıldık ayinlere,
Bira ve elma şarabı yaptık,
Kış için odun topladık,
Ateşin başında konuştuk,
Sokakların köşelerinde konuştuk,
Her zaman fısıltıyla konuşmadık,
Yaşayarak ve kısmen yaşayarak.

(”Katedral’de Cinayet”ten)

T.S. Eliot (1888-1965)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy