Birleşir Çelik (1945)

 

Kötülüğü görmüştüm ve iblisi, fakat

kendi inlerinde değil.

 

Bu mezzotint hakkında bir hikâyedir,

yer altındaki mağarasının kötülüğü hakkında.

 

Yoksulların yolunu donattılar

cadılarla, sonra paçavralarla düşürdüler

sefil mağara dehlizlerine.

Buldum kötülüğü mahkemelerde otururken,

Senato’da gördüm süslü püslü

ve taranmış bir halde, bütün fikirleri ve münazaraları

kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda çarpıtmaktaydı.

Kötülük ve iblis

yakın zamanlarda yıkanmaya gitmişlerdi:

Kibirle sarmalanmışlardı

ve kusursuzlardı

kaygan ve sahte süsleri içerisinde.

Gördüm kötülüğün kendisini,

ve bu çıbanı yok etmek için yaşadım

diğer insanların arasında, hayatı hayata ekledim,

gizli bir yazı oldum, isimsiz bir metal,

halktan ve tozdan dizginsiz bir birlik.

 

Küstah olan savaşıyordu hiddetle

fildişi kulesinde

ve meteoruyla uğradı kötülük

ve dedi: “Onun düzenli yalnızlığı

hayranlık verici.

Rahat bırakın onu!”

 

Şiddetli olan aldı alfabesini

ve açarak bacaklarını durdurdu onu kılıcıyla

konuşmak için ıssız caddede.

Kötü olan geçip giderken dedi ki: “Ne cesaret!”

ve sonra gitti Kulüp’e

cesaret hakkında konuşmaya.

 

Ama ben taş ve sıva olunca,

kule ve çelik, birleşti heceler:

O zaman sıktım halkımın ellerini

ve alarak yanıma bütün denizi katıldım kavgaya,

terk ettiğimde yalnızlığımı ve müzeye koyduğumda

küstahlığımı ve kibrimi

köhne el arabalarının yanına, depoya,

başka insanlara katıldığım zaman

saflığın metali oluşturulmuştu,

sonra geldi kötülük ve dedi: “Affetmek yok

onları, haydi hapse, orada ölsün onlar!”

 

Fakat çok geçti artık, ve insanın

eylemi, partim,

toprağın altındaki katı,

yenilmez ilkbahar,

umuda ve gelecek zamanlarda

ortaklaşa yenecek yemişlere dönüşmüşken.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on beşinci bölümü “Ben”den]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy