Bilmeceler

 

Sordunuz bana ne örüyor kabuklu hayvan

altın tırnakları arasında

ve yanıt veriyorum: Deniz bilir bunu.

Dediniz: Neyi bekler ascidia

berrak çanında? Neyi bekler?

Söylüyorum sizlere: Sizler gibi zamanı bekler.

Sordunuz bana Macrocusti yosununun sarılması

kime uzanır?

Bulmaya çalışın, bildiğim belli bir denizde

belli bir zamanda bulmaya çalışın.

Kuşkusuz soracaksınız deniz gergedanının

lanetli fildişini

anlatmam için size nasıl ölür

denizin unicornu zıpkında.

Belki sorar mısınız bana titreyip duran

tüylerini yalıçapkınının

güneyin gelgitlerinin temiz fışkırmalarında?

Ve polipin kristalsi yapısını

kuşkusuz ki başka bir soru

sormak için mi sakladınız?

Bilmek ister misiniz deniz dibinin odacıklarındaki

o elektrikli maddeyi?

Kendi yolunda çatlayan silahlanmış sarkıt hakkında;

balık avlayan balığın olta yemi hakkında, derindeki suda

bir ip gibi yayılan müzik hakkında daha çok bilgi ister misiniz?

 

Cevap vermek istiyorum sizlere, ki deniz biliyor bunu,

ki hayat kendi gizli sandıklarında

yayılmış kum gibi, ölçüsüz ve temiz,

ve kanlı üzümler arasında biledi zaman

taçyapraklarının sertliğini ve deniz anasının ışığını

ve yayıyor kendi mercan iplerinin dalını

sonsuz sedeften aşırılığın boynuzundan.

 

Sadece o boş ağım ben sürükleyen

insan gözlerini ileriye, ölüler bu gölgelerde,

üçgene alışmış parmaklar, portakalın

korkunç yarıküresinin boyutuyla ölçülmüş.

 

Araştırdığım gibi

o sonsuz yıldızı,

ve kendi ağımda, gecede, çıplak uyandım,

tek bir parça yaban, rüzgârla çevrelenmiş bir balık.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on dördüncü bölümü “Büyük Okyanus”tan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy