Balıklar ve Boğulmuş

 

Birden gördüm bu bölgelerin dolduğunu

yoğunlukla, çelikten pürüzsüz biçimlerle,

kesen bir çizgi gibi ağızlar,

taşan gümüşten yıldırım,

hüzün giyinmiş balıklar, gotik balıklar,

altın kaplama gök kubbe gibi balıklar,

ay lekeleri parlayan balıklar,

bir ürperiş gibi hızla geçen balıklar,

beyaz sürat, dolaşımın

ince bilimi, öldürüşün ve çiftleşmenin

oval ağızları.

 

El ya da bel, uçucu ayla

çevrelenmiş olsa bile,

gördü balık sürüsünün titreyişini,

o nemli, elastik akıntısı hayatın,

yıldızların pullardaki gelişimi,

ve tohum ağırlığı opal savruldu

okyanusun karanlık çarşafına.

 

Alazlı görünüyordu o, batan gümüş taş,

titreyen bir hazinenin sancakları,

ve teslim etti kanını inerken

o esneyen derinlikte,

kanlı çemberli gövde heykelinin

içine işleyen ağızlarla tutulmuş,

ta çözülene dek ve ezilene dek

kanlı bir başak gibi gelgitlerin

kalkanı, ametistlerin parçaladığı

bir giysi, yaralanmış bir miras

dibinde denizin, o sonsuz ağaçta.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on dördüncü bölümü “Büyük Okyanus”tan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy