Antarktik

 

Antarktik, güneysi taç, donmuş

fenerlerin salkımı, toprağın derisinden

sökülmüş buzdan oluşan

külün kabuğu, saflıktan

yıkılmış kilise, o beyaz

katedrale konan yelkenli gemi,

çatlayan kristal için kurban yeri,

gecesel karın duvarlarına doğru

parçalanan fırtına,

uzat bana o çift göğsünü, o saldıran

yalnızlığın üzerinde öfkelenmiş,

o korkutan rüzgâr için rota

tekmil kakımın taçyapraklarıyla maskeli

tekmil gemi batışlarının sis düdükleriyle

ve dünyaların beyaz zararıyla,

ya da sun bana berrak bir parça kuvars gibi

soğuğu temizleyen huzurunun memesini,

ve nefes almamışı, o sınırsız

berrak maddeyi, o özgür havayı,

topraksız yalnızlığı ve yoksulluğu.

En katı öğle zamanlarının denetimi,

buzun mırıldanan harpı, kımıltısız,

yakınında o düşman yıldızların.

 

Tekmil denizler mükemmel denizindir senin.

 

Tekmil okyanusun direnç kuvveti

toparladı kendi berraklıklarını sende,

ve tuz doldurdu seni kendi şatolarıyla,

inşa etti kentleri buz, kristalden

bir iğne üzerinde yükseldi, rüzgâr

tuzlu yaban püskürtün arasından hızla geçti

karla yanmış bir kaplan gibi.

Kubbelerin doğdu tehlikeden

fırtına rüzgârlarının holünde,

ve ıssız sırtında dinleniyor hayat

denizin altındaki bir asma bahçesi gibi,

tükenmeden yanarak, saklayarak ateşi

karın ilkbaharı için.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on dördüncü bölümü “Büyük Okyanus”tan]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy