Altın

Sahibi altındı bu temiz günün.
Yapısı yeniden batmadan önce
o kendini bekleyen çamursu atıkta,
yenilerde göründü, yenilerde kaybetti
yeryüzünün o yüksek heykelini,
ateşle temizlenmişti, insanoğlunun
teri ve elleriyle örtünmüştü.

Orada ayrılmıştı halk ile altın.
Ve ilişkileri topraksıydı, temiz
zümrüdün kül rengi anası gibi.
Rahatsız edilmiş çubuğu tutan el de
ter içindeydi
toprağın temelinden azalmış
zamanın bitimsiz boyutundan,
tohumların geçici renklerinden,
gizem dolu bereketli topraktan,
salkımları işleyen topraktan.

Lekelenmemiş birçok altın yeryüzü, insanın
parçaları, halkın kirletilmemiş
metali, yollarının oluşturduğu
merhametsiz haçların karşılaştığını
anlayamayan bakire madenler:
İnsan ara vermeden kemirecek tozu,
devam edecek taşlı toprak olmaya,
ve altın yükselecek kanının üzerinden
yaralayana dek ve hükmedene dek yaralıya.

[“Evrensel Şarkı”nın on birinci bölümü “Punitaqui’nin Çiçekleri”nden]

 Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy