Ağacın Çizgisi

 

Elleri olmayan kör bir marangozum ben.

Suyun altında yaşadım, yiyerek soğuğu

kokan bir kılıf dahi oluşturmadan, o meskenler

o sedir ağacından diğerine, bize gurur verdi hep,

ve gene de ormanın dokusunda aradım ben şarkımı,

o gizli liflerde, dermansız peteklerde,

ve budanmış dallarda, doldurdu rayihayla

yalnızlığı, ağacın dudaklarıyla.

 

Her bir maddeyi sevdim, her bir damlasını

eflatunun ya da metalin, suyun ve başağın,

ve daldım içine o sıkı katmanın, sonsuz ateşle

ve titreyen kumla çevrilmiş,

dünyanın üzümleri arasında bir ölü adam gibi

donuklaşmış ağızla şarkımı söyleyene dek.

 

Balçık, çamur ve şarap sarmalamış beni,

gırtlağımın altında bir yangın gibi

çiçekleri açan o toprakla kaplı

kalçalara dokundum çılgınca,

ve taşların arasında kayıp gitti duyularım

kapanmış yaranın içine.

 

Nasıl dönüşebilirdim olmadan, bilmeden

zanaatım oluşmadan,

demirhane

benim gücümle kararlı,

ya da hızarlar, kışları yük hayvanlarının

havası.

 

Her şey şefkat ve kaynak oldu

ve ben sadece gecesel amaca hizmet ediyordum.

 

[“Evrensel Şarkı”nın on beşinci bölümü “Ben”den]

 

Pablo Neruda (1904-1973)

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy