Laxness Napoli’de

Napoli’de rastladım Halldór Laxness’e. Tuhafıma gitti,
çünkü aynı yılın ilkbaharında ölmüştü. Hoşnutlukla
gülümsüyordu yeni kırpılmış bıyıkları altında ve hızla
geçip gitti geniş salonu, Garibaldi Meydanı yakınlarında
beyaz masa örtülü gösterişsiz bir lokantada.

Sağlıklı görünüyordu, açık renk pantolon
ve damalı tüvit ceket giymişti, tıpkı ellilerde İzlanda’dan
gelen fotoğraflardaki gibi. Bir kadın ve bir erkeğin oturduğu
bir masaya oturdu, ve canla başla İtalyanca konuştu üçü
birbiriyle, garson şarap ve değişik yemekler
sunarken onlara; öncelikle makarna,
sonra balık, ekmek ve salata.

Halldór Laxness büyük bir iştahla yedi,
kesik kesik güldü ve memnundu konuşmaya katılmaktan.
Sevindirdi beni, bunadığını duymuştum,
ve üstelik ölmüştü bir de.

Yemek faslı bitmeye yakın, yanına gidip
selâm vermek istedim kendisine, kendisini sağlıklı ve dinç gördüğüm için
ne denli sevindiğimi anlatmak istedim. Fakat sözcükleri bulamadım,
ve belki de tanınmış olmaktan pek de hoşnut kalmayacaktı
burada, bu yabancı ülkede, ölümünden sonra.
Konuşmayı can kulağımla dinledim bunun yerine,
ve birden tam anlamıyla açık seçik bir beyanat duymak
mümkün oldu: “İnsanların Tanrısı değişik büyüklüklerdedir,
tıpkı kendileri gibi”, dedi Laxness. “Küçük insanların
küçük tanrıları vardır, ve cimriler boş yere ararlar
Tanrı’yı mikroskopla”. Yürekten güldü.

En sonunda kalktı masadan o iki İtalyan.
Kitap büyüklüğünde bir paket uzatıp Halldór Laxness’e
verirken onu, küçük bir konuşma yaptı kadın,
Büyük bir özenle açtı paketi.
Paketteki bir çift siyah çoraptı, belki ipekti.
Halldór Laxness çok duygulandı, doldu gözleri,
ve buğulu latif bir sesle bir şeyler söyledi. Tek tek sözcükleri
ayrımsayamadım, fakat hoş bir İtalyanca konuşuyordu,
ve anladığım kadarıyla şöyle dedi: ”Sağ olun,
Güzel Armağanlar bunlar. Ve üstelik bugün
benim doğum günüm de değil!”

(”Element”ten, 2004)

Niels Hav (d.1949, Danimarka)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy